Kalp Ameliyatı Olan Hastalar Sıcaklardan Korunmalı

Hava sıcaklığı vücudun su kaybetmesine neden olur. Aşırı sıvı kaybı da kanı koyulaştırır ve pıhtılaşmaya yol açar. Kanın pıhtılaşması kalp damarlarında tıkanıklıklara ve kalp krizlerine zemin hazırlar.

Yaz mevsimi ile birlikte görülen aşırı sıcaklarda özellikle kalp hastaları ve yeni kalp ameliyatı olmuş olan kişiler, güneş ışınlarına direkt olarak maruz kalmaktan ve sıcakta sıvı kayıplarından korunmalıdır.

Memorial Diyarbakır Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Muzaffer Bahçivankalp ameliyatı olmuş hastalara sıcakta almaları gereken önlemler hakkında uyarılarda bulundu.

Ameliyat sonrası enfeksiyon riski yazın daha yüksek

Yaz sıcakları kalp ameliyatı olmaya engel değildir. Ancak ameliyatı bu döneme denk gelen hastaların özellikle dikkatli olması gerekir. Aşırı sıcaklar ameliyat sonrası hastanın rehabilitasyonu ve bakımını daha önemli hale getirir. Sıcak havanın yaratacağı sıvı ve elektrolit kaybı kalp krizi riskini tetikler. Bunun yanında yeni ameliyat olmuş hastalarda enfeksiyon riskini de artırır.

Serin ortamlarda dinlenmek gerekli

Kalp ameliyatı olan hastalar, herhangi bir kalp sorunu olmayan sağlıklı kişilere göre sıcaktan çok daha çabuk etkilenir. Bu nedenle özellikle hava sıcaklığının çok yüksek olduğu bölgelerde yaşayan ve ameliyat olmuş kalp hastaları günün en sıcak saatleri olan 11.00 ila 15.00’te dışarı çıkmamalı, güneş ışınları ile direkt temastan kaçınmalıdır. Sıcağa bağlı olarak vücuttaki sıvı kayıpları da çok yüksek orandadır. Bu durum kalp damar tıkanıklıkları riskine de artırır. Hastalar serin ortamlarda bulunmalı, sağlık açısından açık renkli, bol ve pamuklu kumaştan yapılmış giysiler tercih etmelidir.

Az ve sık yemeli, bol sıvı tüketmeli

Kalp ameliyatı olan hastalar yiyecek ve içeceklerine de özen göstermelidir. Özellikle yaz aylarında sıvı tüketimi artırılmalıdır. Aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalıdır. Öğün sayısı fazla tutulmalı ve her öğünde az miktarda besin tüketilmelidir. Bol su ve sulu gıdalar alınmalı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmelidir. Hamur işleri, hazır paketlenmiş gıdalar ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır.

Sigara ve alkol kesinlikle tüketilmemeli

Kalp ameliyatı olmadan önce alkol ve sigara tüketen hastaların, ameliyat sonrası bu alışkanlıklarından kesinlikle vazgeçmeleri gerekir. kalp ameliyatı olan hastaların sigara içilen ortamlarda da bulunmaması özellikle dikkat etmeleri gereken kurallar arasında yer alır.

Hasta ziyaretleri kısa tutulmalı

Hasta ziyareti uzun süreli olduğunda özellikle kalp ameliyatı gibi ağır bir operasyon sonrası hastaya zarar vermektedir. Kalp ameliyatı sonrasında hasta taburcu olmadan hastanede ziyaret edilmemelidir. Taburcu olduktan sonraki ilk kontrole kadar da evde ziyaretçi kabul edilmesi sakıncalıdır. Çünkü kalabalıklaşan hasta odası havasız kalmakta ve bu durum hastada hem enfeksiyon riskini artırmakta hem de yaşamsal parametreleri olumsuz etkilemektedir.

Lazerle Varis Tedavisinin 7 Yararı

Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık görülen ve önemli bir sağlık sorunu olan varis, tedavi edilmediği takdirde günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. İleri düzeyde varisin tedavisinde ameliyat seçeneğinin yanı sıra uygun hastalarda “Endovenöz Lazer” tedavisi de günümüzde artık sıkça kullanılıyor. Ağrısız ve kesi yapılmadan gerçekleştirilen bir işlemden 1-2 saat sonra hasta ayağa kalkıp yürüyebiliyor ve kısa sürede sağlığına kavuşuyor. Memorial Dicle Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Muzaffer Bahçivan, “Endovenöz Lazer” ile varis tedavisi hakkında bilgi verdi.

Bacakta ağrı, kaşınma ve yanma varsa dikkat

Varis, toplardamarların kalıcı olarak genişlemesi, kıvrılması ve uzaması ile karakterize bir hastalıktır. Varisler çoğu kez bacak derisinin altında mavimsi renkte değişik çaplarda kıvrıntılı kabarıklıklar şeklinde görülür. Yıllarca görünüm dışında hastada herhangi bir şikayete yol açmadan kalabilir. Ancak ilerleyen vakalarda bacaklarda şişme ve bir süre sonra kronik venöz yetmezlik gelişebilir. Bacakta ağrı, kaşınma, yanma, gece krampları ve sürekli bir rahatsızlık hissi başlıca görülen şikayetlerdir. Varisli damarların bacaklarda görülmesi çoğu kez tanı için yeterlidir. Ancak varisin nedeninin anlaşılması için renkli doppler ultrasonografi yapılmalıdır.

Günümüze özel varis tedavi seçenekleri

Tedavi edilmeyen varis zamanla kötüleşir ve hasta için önemli bir sağlık sorunu haline gelir. Girişim yapılmadan uygulanan ilaç tedavisi, varis çorapları ve günlük yaşamla ilgili bir takım öneriler sadece şikayetlerin hafiflemesine yardımcı olur. Varislerin kesin tedavisi ise çoğu kez varisli damarların ortadan kaldırılmasıdır. Günümüzde tüm dünyada en popüler tedavi yöntemi, “Endovenöz Lazer” yöntemi ile büyük varislerin içten lazer ile kapatılmasıdır.

İşlem sonrası 1-2 saatte taburculuk mümkün

Endovenöz lazer ile tedavinin, hasta için önemli ayrıcalıkları bulunmaktadır. İşlem lokal anestezi altında yapılmakta, ortalama 30 dakika veya 1 saat sürmekte, hasta 1-2 saat dinlendikten sonra yürüyerek evine gidebilmektedir. Hastanın işlem sonrası hareketlerinde herhangi bir kısıtlama da bulunmamaktadır. Tedavide başarı, safen toplardamarının ortadan kaldırılması olarak tanımlandığında bu hedefe %93-98 oranında ulaşılabilmektedir. Başarı için iyi hasta seçimi çok önemlidir. “Endovenöz Lazer” hastaya şu ayrıcalıkları sağlar;

  1. Lokal anestezi ile yapılabilir.
  2. Daha az ağrı ve sorun ile yetmezlik, safen toplardamardan kaldırılır.
  3. Bacakta iz kalmaz.
  4. Bacakta herhangi bir kesi gerektirmez.
  5. Morarma ve şişlik çok az olur.
  6. Hastanede yatış gerekmez.
  7. Hasta kısa sürede iyileşir.

Yan etkiler yok denecek kadar azdır

Lazer ile varis tedavisi sonrası yan etkiler ender olarak görülür. Hastalar işlem sonrası bazen tedavi edilen hat boyunca kızarıklıktan ve deri altında oluşan hafif ağrılı bir sertlikten şikayetçi olabilir. Bu durum bir kaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Yine çok ender olarak lazer uygulanan toplardamar üzerindeki deride uyuşukluk ortaya çıkabilir bu durum da birkaç hafta içinde düzelir. İşlem sonrasında bütün normal aktiviteler (yürümek, banyo yapmak vb.) devam ettirilebilir. Sadece işlem sonrası hastalara bir süre ağır egzersizler yapmamaları önerilir.

Damar sertliği inmeye zemin hazırlayabilir

Kalp ve Damar Cerrahisi Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, sağlıksız beslenme, fazla kilolar, alkol ve sigara tüketimi, kolesterol ile kan şekerinin kontrol altına alınmaması nedeniyle günümüz koşullarında hızla artan damar sertliğinin, felce neden olabilen şah damarı hastalığına yol açabileceğine dikkat çekti.

Memorial Dicle Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, şah damar hastalığının tanı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Karotis yani halk arasında bilinen adıyla şah damar hastalığının, beyni besleyen şah damarın daralması ya da tıkanması durumu olduğunu belirten Bahçivan, “Şah damar hastalığı, felç ya da beyin fonksiyonlarının kaybı ile kendini gösteren inmenin en önemli nedenlerinden biridir. Şah damar hastalığının en önemli sebebi damar sertliğidir. Damar sertliğinin başlıca risk faktörleri; sigara, şeker hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, aile ve akrabalarda benzer hastalıkların olmasıdır. Şah damar hastalarının çoğunda hastalığın bir şikayeti ya da belirtisi olmaz. Ancak hastalık ilerlediğinde aniden inme gelişebilir. İnme, bazen daha hafif şikayetlerden sonra ortaya çıkabilir ve bu şikayetlere geçici iskemik atak (TIA) ismi verilir. Daralmış ya da tıkanmış damardan beyne zaman zaman pıhtı atar ve pıhtı ile tıkanan beyin bölgesi fonksiyonlarını kaybeder. Bu şikayetler çoğu kez birkaç saat veya en fazla 24 saatte düzelir” dedi.

“KALICI SAKATLIKLARA NEDEN OLABİLİR”

Gözde perde inmesi şeklinde körlüğün meydana gelebileceğini ancak bir süre sonra bu durumun kendiliğinden düzeldiğini anlatan Bahçivan, “Bazen de hastanın kol veya bacağında felçlik meydana gelebilir, hasta konuşmada, kendini ifade etmede zorlu çekebilir. Tabii bu problemler kısa bir zaman sonra düzelir ancak inmenin habercisi olabileceği unutulmamalıdır. Bu durum yaşandığı andan itibaren ortalama 12 ay içerisinde hastaların bir kısmında inme gelişebilir ve bunun sonucunda hastanın yaşamı tehlikeye girebilir, felçli olarak kalabilir veya hiçbir sıkıntı yaşamadan hayatına devam edebilir” diye konuştu.

“KAPSAMLI BİR İNCELEME YAPILMASI ÇOK ÖNEMLİ”

Hastanın doktora başvurduğunda, doktorun şikayetlere göre steteskop ile hastanın boynunu dinleyerek daha ileri tetkik isteyip istemeyeceğine karar verdiğini vurgulayan Doç. Dr. Bahçivan, şunları kaydetti:

“Eğer isteme gereği duyarsa kesin tanı, karotis renkli doppler ultrasonografisi, manyetik rezonans anjiyografi, bilgisayarlı tomografi anjiyografi, anjiyografi gibi görüntüleme tetkikleriyle konulur. Şah damar hastalığının tedavisi, rahatsızlığın derecesine, beynin kanlanmasına ve hastanın genel durumuna göre değişir. En yaygın tedavi yöntemi, darlığa neden olan plağın damar içinden sıyrılarak çıkarılması işlemi olan ‘endarterektomi’ yani damardaki aterom plağının temizlenerek arınmasıdır. Bu işleme alternatif bir yöntem ise şah damar stentlemesidir. Lokal anestezi ile yapılabilen işlem, kateterle damardaki darlığın genişletilmesi ve içeriye destek bir metal çerçevenin yerleştirilmesidir. Bu işlemler konusunda uzmanlaşmış ekiplerce ve tam donanımlı merkezlerde uygulanmalıdır.”

Çalışan kalpte bypass ameliyatının 10 avantajı

Çalışan kalpte bypass, kalbi durdurmadan ve hastayı kalp-akciğer pompasına bağlamadan gerçekleştiriliyor. İşlem sırasında, koroner bypass ameliyatı tamamlanana kadar, kalp damarları içinde kan akımının devam etmesini sağlayan yöntemlerle kalbin yapısının korunması sağlanıyor

.

Çalışan kalpte bypass yönteminin başarısında uygun hasta seçiminin çok önemli bir kriter olduğunu belirten Memorial Dicle Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Bahçivan, çalışan kalbe bypass ameliyatı sırasında özel yöntemler kullanıldığını söyledi.

Sadece üzerinde çalışılacak kalp bölgesinin hareketlerini azalttıklarını belirten ve “Bu sırada kalp, hem vücuda hem de kendisine kan pompalamaya ve yaşam için gerekli fonksiyonu oluşturmaya devam etmektedir” diyen Prof. Bahçivan, şu bilgileri verdi:

“Kalp- akciğer pompasının kullanıldığı ve geçici olarak kalbin durdurularak devre dışı bırakıldığı açık kalp ameliyatları günümüzde güvenle uygulanmakta ve hastaların bazı olası risklere maruziyetleri, alınan önlemler ile en aza indirilmektedir. Çalışan kalbe bypass işlemiyle de bilinç bozuklukları, davranış değişiklikleri, böbrek yetersizliği, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, mide ve bağırsak hareketlerinin azalması gibi riskler minimum düzeye çekilmektedir.”

ÇALIŞAN KALPTE BYPASS HANGİ HASTALARA YAPILIYOR?

Kalp kasılma fonksiyonları ileri derecede azalmış, kalpak ciğer pompasını tolere edemeyecek hastalarda,
Daha önceden felç veya geçici iskemik atak (mini-felç) geçirmiş kişilerde,
İleri derecede böbrek yetersizliği olanlarda,
Kronik akciğer hastalığı bulunanlarda,
Tedavi olan veya tedavi edilmiş kansere yakalanmış hastalarda,
70 yaş ve üstü hastalarda uygulandığında, hasta için yararlı ve başarılı sonuçlar sağlamakta.

HASTAYA NE GİBİ AVANTAJLAR SUNUYOR?

Çalışan kalpte bypass uygulamasının cerrahi sırasında ve sonrasında hastaya konforlu bir iyileşme süreci de sağladığını aktaran Prof. Bahçivan, hastaya sunulan avantajları da şöyle aktardı:

Kalp fonksiyonlarının daha iyi korunmasını sağlar.
Özellikle riskli hastalarda ameliyat başarısını artırır.
Hastanede kalış süresini azaltır.
Yoğun bakımda kalış ve solunum cihazına bağlı kalma süresini azaltır.
Hastanın ameliyat sonrası iyileşme süresini kısaltır.
Ameliyat sonrası halsizlik ve iştahsızlık gibi şikayetleri azaltır.
Akciğer, böbrek ve karaciğer yetmezliklerinin görülme ihtimalini en aza indirir.
Bazı davranış bozuklukları ve felç şeklinde ortaya çıkan beyin hasarı risklerini azaltır.
Kalbin kan ihtiyacını en aza indirir.
Göğüs kesilerindeki, enfeksiyon risklerinin azalmasını sağlar.